Sorun çıkaranlara göre kurulan düzende en ağır yük uyumlu insanlara kalıyor
Bazı insanlar uyum sağladıkları için değil, uyum sağlamaya devam edecekleri düşünüldüğü için daha fazla sorumluluk üstleniyor. Bu beklenti zamanla ilişkilerde yükün aynı kişide toplanmasına neden olabiliyor.


Arkadaş grubunda planı değiştiren, aile içinde tartışmayı büyütmeyen ya da iş yerinde fazladan sorumluluk alan kişi, çoğu zaman aynıdır. Çevresi onu “uyumlu”, “anlayışlı” ve “idare eder” biri olarak gördüğü için ilk fedakarlık beklenen kişi de yine o olur. Psikologlara göre bu durum tesadüf değil; insanların çatışmadan kaçınma eğilimi, ilişki dinamikleri ve uyumluluk eğilimi olarak tanımlanan kişilik özellikleri bu döngünün oluşmasında etkili olabiliyor.

ÇATIŞMADAN KAÇINMAK YÜKÜ ARTIRABİLİYOR

İnsan beyni sosyal ilişkilerde mümkün olduğunca gerilimden uzak durmayı tercih ediyor. Bu nedenle sert tepki verme ihtimali yüksek biriyle uğraşmak yerine daha sakin ve uyumlu kişiden esneklik beklemek, daha kolay bir çözüm gibi görülebiliyor.
İlk bakışta pratik görünen bu yaklaşım zamanla bir alışkanlığa dönüşüyor. “O zaten sorun etmez”, “O idare eder” düşüncesi yerleşiyor ve fark edilmeden fedakarlık hep aynı kişiden beklenmeye başlanıyor. Burada belirleyici olan kötü niyet değil, insanların çoğu zaman en az dirençle karşılaşacakları yolu seçme eğilimi oluyor.

UYUMLU OLMAK GÖRÜNMEZ BİR GÖREVE DÖNÜŞEBİLİYOR
Bir arkadaş grubunda buluşmaları organize eden, aile içinde kırgınlıkları yumuşatan ya da iş yerinde eksikleri sessizce tamamlayan kişi, çoğu zaman görünmez bir duygusal emek üstleniyor.
Psikolojide “duygusal emek” olarak tanımlanan bu süreç, yalnızca yapılan işi değil; ortamı sakinleştirmeyi, herkesin iyi hissetmesini sağlamayı ve ilişkileri ayakta tutmak için harcanan görünmeyen çabayı da kapsıyor. Bu çaba sürekli tekrarlandığında ise çevre tarafından özel bir davranış olarak değil, kişinin doğal görevi gibi algılanabiliyor.

DÖNGÜYÜ BAZEN KİŞİ DE BESLEYEBİLİYOR
Uzmanlara göre bu tablo, yalnızca çevrenin beklentileriyle açıklanmıyor. Herkesi memnun etmeye çalışan, hayır demekte zorlanan veya kendi ihtiyaçlarını sürekli erteleyen kişiler de farkında olmadan bu düzenin devam etmesine katkıda bulunabiliyor.
Sınır koymanın suçluluk hissiyle eşleştirilmesi, zamanla daha fazla sorumluluk üstlenmeye ve kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasına neden olabiliyor.

SAĞLIKLI İLİŞKİLER YÜKÜ TEK KİŞİYE BIRAKMIYOR
Empati kurmak ve anlayışlı olmak sağlıklı ilişkilerin önemli parçaları arasında yer alıyor. Ancak bu özelliklerin tek taraflı bir ilişki düzenine dönüşmesi uzun vadede psikolojik yorgunluk, kırgınlık, tükenmişlik ve değersizlik hissi oluşturabiliyor.
Belki de sağlıklı bir ilişkinin en önemli göstergesi, en uyumlu kişinin daha fazla yük taşıması değil; sorumluluğun kimse fark etmeden tek bir omuzda birikmemesi.
Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi
TD MEDYA sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
















