Dünyanın en sıra dışı köyü: Sokakları sudan, araçları kanodan
Benin’deki Nokoué Gölü üzerinde kurulu olan Ganvié köyü, görenleri hayrete düşürüyor. Karaya ayak basmadan, tamamen kazıklar üzerindeki evlerde yaşayan bu insanların sıra dışı hayat biçimi, aslında geçmişteki büyük bir kaçışın ve özgürlük arayışının eseri. İşte o sıra dışı köyün hikayesi…


Condé Nast Traveler’ın tarihi kayıtlarına göre Ganvié’nin kuruluşu, insanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden birine, 17. yüzyıla dayanıyor.
O dönemde acımasız köle tacirlerinin ve savaşçı Fon kabilesinin istilalarından kaçacak yer arayan Tofinu topluluğu, kurtuluşu karada değil, suyun ortasında buldu.
Düşmanların göl sularından çekinmesini ve buraya saldıramamasını fırsat bilen halk, Nokoué Gölü’nün sığ sularına devasa ahşap kazıklar çakarak kendilerine tamamen sudan oluşan güvenli bir sığınak inşa etti.

Savunma kalesiydi, 20 bin kişilik dev bir şehre dönüştü
İlk başlarda sadece baskınlardan korunmak amacıyla geçici olarak kurulan bu ilkel sığınak, zamanla nesilden nesile aktarılarak kalıcı ve devasa bir yaşam alanına dönüştü.
Bugün Ganvié’de evlerin tamamı bambu ve suya dayanıklı özel ahşap kazıklar üzerinde yükseliyor.

Zamanla nüfusu artan ve büyüyen bu su üstü şehrinde sadece evler değil; çocukların eğitim gördüğü okullar, ibadethaneler, ticaretin kalbi olan pazarlar ve halkın bir araya geldiği sosyal alanlar da tamamen gölün üzerine inşa edildi.
Günümüzde 20 binden fazla yerli, atalarının kurduğu bu su üstündeki düzeni eksiksiz bir şekilde sürdürüyor.
Asfalt yolların yerini su kanalları, arabaların yerini kanolar aldı
Ganvié’de klasik anlamda bildiğimiz hiçbir sokak, cadde, kaldırım ya da motorlu kara taşıtı bulunmuyor. Burada hayat tamamen suyun akışına göre şekillendi.
Sabah uyanan bir çocuk okuluna, esnaf tezgahına, kadınlar pazara ya da bir aile yan komşusuna gitmek için kapısının önünde bağlı duran kanolara binmek zorunda.
Köyün en büyük geçim kaynağını geleneksel yöntemlerle yapılan balıkçılık ve son yıllarda hızla gelişen turizm oluşturuyor.
Özellikle kadınların kanoların üzerinde sebze, meyve ve el emeği ürünler satarak göl ortasında kurduğu yüzen pazarlar, dış dünyadan gelen ziyaretçiler için dünyanın en sıra dışı ve renkli görüntülerinden birini sunuyor.

UNESCO koruması altında ama geleceği tehdit altında
Bu benzersiz sosyo-kültürel yapısı sayesinde Ganvié, 1996 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınarak koruma altına alındı.
Sık sık “Afrika’nın Venedik’i” olarak dünyaca ünlü seyahat dergilerine manşet olan köy, her yıl binlerce yabancı turistin ilgisini çekiyor. Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var.
Dışarıdan gelen gezginler için büyüleyici, otantik ve masalsı görünen bu manzara, orada doğup büyüyen yerel halk için her gün verilen zorlu bir yaşam mücadelesi anlamına geliyor.
Görsel güzelliğin arkasındaki zorlu gerçekler
Ganvié sakinleri için su üstünde yaşamak sadece bir kültür değil, aynı zamanda ciddi mahrumiyetleri de beraberinde getiriyor.
Bununla da kalmayıp küresel iklim değişikliği, göldeki çevre kirliliği ve kontrolsüz nüfus artışı, bu tarihi su kentinin geleceğini ciddi şekilde tehdit ediyor.
Ganvié, geçmişteki kölelik zincirlerini kırarak özgürlüğü suda bulan insanların mirası olarak ayakta kalmaya çalışırken, modern dünyanın getirdiği çevre sorunlarına karşı da direnmeye çalışıyor.
Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi
TD MEDYA sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
















