İstanbul’un en güzel hali kalabalık azalınca ortaya çıkıyor
Kurban Bayramı tatiliyle birlikte İstanbul’un ritmi de değişti. Kalabalığın azalmasıyla birlikte şehir, uzun zamandır görünmeyen ve çoğu kişinin unuttuğunu sandığı tarafını yeniden göstermeye başladı.


İstanbul’da yaşamak çoğu zaman sürekli bir yere yetişmeye çalışmak gibi hissediliyor. Trafik, kalabalık, gürültü ve hız duygusu günün neredeyse her anına yayılıyor. Bu yüzden şehirde yaşayan birçok kişi bir süre sonra çevresini görmekten çok günü tamamlamaya odaklanıyor.
Bayram tatiliyle birlikte oluşan sakinlik ise bu hissi kısa süreliğine değiştiriyor. İnsanlar daha yavaş yürümeye, dışarıda daha uzun kalmaya ve şehri acele etmeden deneyimlemeye başlıyor. Normalde dikkat edilmeyen sokaklar, sesler ve manzaralar yeniden fark edilir hale geliyor.
Bazı İstanbullular için yılın en sevilen günleri tam da bu dönem oluyor. Çünkü şehir kalabalığını biraz kaybedince, insanı daha az yoran bir yere dönüşüyor.


NORMALDE KALABALIKTAN GİRİLEMEYEN YERLER SESSİZLEŞİYOR
Özellikle hafta sonları yoğunluk nedeniyle gidilmesi zorlaşan bazı noktalar bayram tatilinde daha sakin bir hale geliyor. Emirgan Korusu, Kuzguncuk, Moda Sahili, Bebek kıyısı, Caddebostan ve Ortaköy çevresi normal günlere göre daha rahat yürünebilir oluyor.
Sabah saatlerinde Boğaz hattında oluşan sakinlik birçok kişinin görmek istediği İstanbul manzarasına dönüşüyor. İnsanlar sürekli bir yere yetişme hissi olmadan sahilde daha uzun vakit geçirebiliyor.
Belgrad Ormanı gibi yürüyüş parkurları, korular, sahil hatları ve belediyeye ait açık sosyal tesisler de bayram boyunca kalabalıktan uzaklaşmak isteyenler için daha rahat bir atmosfer sunuyor.

VAPUR VE SAHİL ROTALARI YENİDEN ÖNE ÇIKIYOR
Bayram boyunca kentte kalanların en çok yaptığı şeylerden biri uzun yürüyüşler ve vapur rotaları oluyor. Özellikle Eminönü–Kadıköy, Beşiktaş–Üsküdar ve Kadıköy–Karaköy hatlarında normal günlere göre daha sakin bir yolculuk yapmak mümkün hale geliyor.
Birçok kişi için boş vapurda cam kenarına oturabilmek bile artık “eski İstanbul” hissi yaratıyor. Çünkü yoğunluk arttıkça insanlar manzarayı değil, yalnızca yetişmeleri gereken saati düşünmeye başlıyor.

Kalabalık azaldığında ise şehir tekrar fark edilmeye başlanıyor. Martı sesleri, kıyı hattı, sokakların ritmi ve deniz manzarası gündelik hayatın doğal bir parçası gibi hissediliyor.
Özellikle gün batımına yakın saatlerde sahil yürüyüşleri, açık parklar ve belediye tesisleri yüksek harcama yapmadan keyifli zaman geçirmek isteyenler için daha ulaşılabilir hale geliyor.

ŞEHRİN EN PAHALI KEYİFLERİ BAZEN ÜCRETSİZ OLABİLİYOR
Kentte sakinlik artık birçok kişi için satın alınamayan bir şey gibi görülüyor. Trafiksiz bir köprü geçişi, sıra beklemeden oturulan bir kahveci ya da sessiz bir sahil yürüyüşü normal günlerde kolay bulunmayan şeylere dönüşüyor.
Bayram dönemlerinde ise şehir kısa süreliğine daha ulaşılabilir hale geliyor. İnsanlar daha az korna sesi duyuyor, daha kısa sürede bir yerden başka bir yere ulaşabiliyor ve kalabalık baskısı olmadan dışarıda vakit geçirebiliyor.
Bu yüzden bazı kişiler özellikle bayramda şehirde kalmayı tercih ediyor. Çünkü İstanbul’un en güzel hali bazen herkes gittiğinde ortaya çıkıyor. Kalabalık dağıldığında birçok insan çevresine daha dikkatli bakmaya başlıyor.
Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi
TD MEDYA sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
















