Fendi Haute Couture Sonbahar/Kış 2026: Maria Grazia Chiuri’nin Couture’ü, Gösterişten Çok Deneyime Odaklanıyor
Maria Grazia Chiuri, Fendi için hazırladığı ilk haute couture koleksiyonunda markanın zanaat mirasını hafiflik, akışkan silüetler ve çağdaş bir couture anlayışıyla yeniden ele alıyor.


Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight
Maria Grazia Chiuri’nin Fendi için hazırladığı ilk haute couture koleksiyonu, couture’ün bugün nasıl okunabileceğine dair bir öneri sunuyor. Tasarımcıya göre couture’ün değeri, fotoğraflarda yarattığı etkiyle değil, giysinin beden üzerindeki deneyimiyle ölçülüyor. Roma’daki Galleria Nazionale d’Arte Moderna e Contemporanea’da gerçekleşen defile de bu yaklaşım üzerine kuruldu.


Koleksiyon, Karl Lagerfeld’in 1985 yılında Fendi için hazırladığı serginin yeniden sergilendiği bir dönemde sunulsa da geçmişi yeniden üretmeyi amaçlamıyor. Bunun yerine markanın zanaat mirasını bugünün estetik diliyle ele alıyor. Bu yaklaşımın merkezinde Fendi atölyelerinin işçiliği var. Intarsia tekniği, deri kakmalar, dantel ve nakışlar koleksiyon boyunca öne çıkıyor. El işçiliği, bir süslemeden ziyade, tasarımın temel yapısını oluşturuyor.

Silüetler de aynı fikri destekliyor. Chiuri, bedeni şekillendiren kesimler yerine onun hareketine uyum sağlayan formları tercih ediyor. Akışkan georgette elbiseler, deri intarsia‘larla hafiflikten ödün vermeden Fendi’nin malzeme bilgisini yansıtırken, kimono formundan ilham alan ceketler, paltolar ve pelerinler koleksiyonun rahat tavrını güçlendiriyor. Sonbahar hazır giyim koleksiyonunda gördüğümüz kadın ve erkek gardırobu arasındaki geçişler de couture’e taşınıyor.

Malzeme seçimi koleksiyonun en güçlü katmanlarından biri. Çift kat işlenmiş kaşmir, ipekle astarlanan kadife, yapısal bir unsur olarak kullanılan tül ve farklı atölyelerin ortak çalışmasıyla hazırlanan deri ile kürk intarsia‘ları, Fendi’nin teknik bilgisini görünür kılıyor. Bauhaus ve Viyana akımı hareketinden izler taşıyan art deco motifleri ise Karl Lagerfeld’in görsel dünyasına bir referans niteliğinde.

Renk paleti siyah ve parşömen tonları etrafında şekilleniyor. Fendi’nin ilk yıllarında deri ürünlerinde kullandığı bu ton, koleksiyonda yeniden karşımıza çıkarken, 1970’lerin özgür çalışan kadın silüetlerine yapılan göndermeler Chiuri’nin modern gardırop fikrini destekliyor.

Defilenin açılış görünümü de bu yaklaşımın kısa bir özeti niteliğinde. Gustav Klimt’in yaşam arkadaşı ve tasarımcı Emilie Flöge’nin reform anlayışından ilham alan siyah-beyaz kaftan, bedeni belirli kalıplara yerleştirmek yerine hareketi merkeze alıyor. Haute Couture Haftası boyunca sıkça gördüğümüz belirgin korseler ve dramatik hacimlerin aksine, Chiuri daha hafif, daha akışkan ve bedenle birlikte hareket eden bir couture dili öneriyor.

Fendi için hazırladığı ilk haute couture koleksiyonunda Maria Grazia Chiuri, modaevinin zanaat geleneğini bugünün couture anlayışıyla buluşturuyor ve dikkati gösterişli silüetlerden çok, giysinin nasıl üretildiğine ve nasıl hissedildiğine yöneltiyor.
TD MEDYA sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
















